LÂ / SONSUZLUK HECESİ -NAZAN BEKİROĞLU

Son yıllarda değerli kalemleri ve onların eserlerini, okuyucusuyla buluşturan Timaş yayınları tarafından çıkartılan kitabın yayın yönetmeni Emine Eroğlu, Editörü Seval Akbıyık. Dili Türkçe. Kapak tasarımı Mim Emin’e ait. 2. hamur 384 sayfa. 2.Baskı / 2008. Edebiyat / roman öykü kategorisinde ve 13,50 X 21,00 X 02,00 ebatlarında olan eserin yazarı, Edebiyat dünyasının yakında tanıdığı Nazan Bekiroğlu.

3 Mayıs 1957 tarihli Trabzon doğumlu. Dört yıllık üniversite hayatı hariç hep bu kentte yaşadı. Bulut. Deniz. Yağmur. Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimini Erzurum’da aldı. Kar. Rüzgâr. Ova. Halide Edip’le doktor, Nigar Hanım’la doçent.

Şimdilerde Trabzon KTÜ Fatih Eğitim Fakültesi’nde Profesör. Suyun kıyısında. İki kız çocuğuna anne.

Görünürdeki hayatı bundan ibaret. Çeşitli dergilerde ve“Mor Mürekkep” başlıklı köşesinde çok sayıda bilimsel makale, öykü, hikaye ve denemesi yayımlanmıştır. Yazarın doktora tezi olan Halide Edip Adıvar adlı araştırması 1999, Doçentlik tezi olan Şair Nigâr Hanım ise 1998 yılında kitaplaşmış.

Nazan Bekiroğlu, “Ruh Adam Romanı Hakkında Bir Tahlil Denemesi” adlı incelemesiyle, Kayseri Kültür ve Turizm Derneği Nihal Atsız Konulu yarışmada mansiyon kazanmış (1987). Güzel kokuya aşırı düşkün olan ve pek çok kokuyu birbirinden rahatlıkla ayırabileceğini iddia eden yazar, tanınmış bir aileden geliyor.

Dört mevsimi kitap, özellikle edebiyat ve şiir olan bir aile ortamı. Önce, ilk göz ağrısı şiir, ardından deneme, makale, ve fıkra. Sonrası, evet sonrası sarrafların mihenk taşının bile değerini belirleyemediği eserleri., bir kültür hazinesi.                                                   Alışılmışın dışında ve kendine özgü bir tarzla, okurlarının yüreğine gül damlatan eserleriyle akıcı bir dile sahip Bekiroğlu,. Edebiyatta, ayağını ismine has bir nazla, sağlam basanlar arasında.

Eserlerinde, narin bir dil, saraylı bir eda ön planda. İz bırakacak duruşuna ustalıkla kuşandığı kalemi ve kelamı asılı. Bugüne kadar özgün kalemiyle yazdığı eserlerinde, ruhu temize çıkaran güzelliklerle, dünden bugüne taşıdıklarının göğsüne taktığı karanfillerle, ıtır kokulu tarihle, kendine has ipek dokunuşlu üslûbuyla, ve yazdıklarına gösterdiği aynı hassasiyetle çıkıyor daima okuyucunun karşısına.

Kendi tanımıyla “yazıcı” Bekiroğlu, son kitabı, Lâ Sonsuzluk Hecesi’yle edebiyatın avlusuna, hiç solmayan çiçeklerle birlikte tadı daim olan edebiyat menülü binbirçeşit bir sofra kuruyor,.

Arka fonunda özlem makamı, su serinliği. Eşliğinde dönüşümlü, kanun, ud ve ney. Devran, okunduğu müddetçe her dem. Doğru ve gerçek adına bulunduğu yerden yetinmeyip, daima daha ileri bir hamlesi olan yazar, takip ettiği ve iz sürdüğü adımlar, onu bu kez Hz. Âdem’e (as) ve Hz. Havva’ya (r.a.) kadar götürüyor.

Bütün insanlığın hikâyesini anlamak için önce Hz. Adem ile Hz. Havva’nın hikâyesini anlamanın önemine dikkat çekiyor. Klasik anlatılardan farklı, estetik hikaye dilini kullanarak, kendi deyimiyle “Birer temsil, mecaz” olarak anlatıyor. Konunun ana teması Kur’an’daki kıssa ve Hz. Âdem. Kıssa üzerinde düşünürken, romanla mesnevi arasına düşmüş bir kalemle hikâye ettiğini belirtiyor ve bütün kararsızlıklarının savunusunu bir tek LÂ sahifesine sırtına yüklediğini söylüyor.

Asıl konusu düşünmek ve yaşamak olan, derin bir anlatım ustası yazar, her şeyden önce “Lâ” diyerek başlıyor. Bekiroğlu, mesafeleri sıfırlayan duyarlı bir kaleme ve uzun çizmelere sahip nazenin bir yazar.

Ve her okuyucusunu yazdıklarının içine çeken ve hikaye bitinceye kadar onları ağırlayan, gönüller sultanına aşık bir sevgili. Kuran-ı Kerim’de ki kıssayı hikayeleştiren yazar, kendisine bahşedilen hayatın bilincinde olan ve onun beyhude geçmemesi için, aldığı her soluğun kâr hanesine geçmesine ve mutlak hayata ters düşmemesine gayret gösteren bir tesellici.

Bekiroğlu, emeğini yazıya yüklediğinde, kalemlerin terlediğini hissediyor ve yorgunluğunu tahmin edebiliyorsunuz. Kaleminde ki gücün kendisinin olmadığını belirten, ve her dem o güç sahibine ram bir gönül taşıdığına şahit olduğumuz yazar, derin bir konuşmacı.

Ve aynı zamanda, insanı anlamak ve onu anlatmayı dert edinen eflatun takılı bir anlatıcı. Cümlelerinde sergilediği giz insanın aklına bazen “Kendisinin anlaşılmaması için mi acaba?” diye sorular biriktiriyor.

Ayrıca cümleleri aracılığı ile Gerçek alem adına soru işaretlerini sevgi ve zarafetle yüreklerin kıyısına bırakan bir empati ustası, bir entelektüel sorgulayıcı.

Sorularını önce kendi nefsine, sonra genele soruyor. Zengin bir kültür birikimine sahip olan ve dolayısıyla, kalemiyle dokunduğu yerin gizemini ortaya çıkarmada zorlanmayan ve bu alanda bir hayranlık abidesi Nazan Bekiroğlu.

Aşka ve tarihe farklı bir bakış ile yaklaşan yerli kurgucu, kitabını; Cennet günleri, Yasak meyve, Serendip yolu, Atın bu hikayeye girmesi, Kör atın rüyası ve Final olan, Nereye çağırıyorsan, isimleri ile beş ana başlık ve onların ara başlıklarından taşıyor gün yüzüne.

Duymak, hissetmek ve öğrendiğini aktarmakta mahir bir kalem olan Bekiroğlu, taşradan taşıdığı damlalarla merkezi sulayan siyah fularlı bir tarih gezgini. Bir kütüphane bilgisi ve terbiyesi ile mor atkılı bir paylaşımcı. Gözlerine sürdüğü siyah makyaj miktarında cimrilik yapmayan, ebediliği cümlelerinde saklayan, hoşsohbet bir bayan.

Kollarına taktığı bileklikleriyle, cümlelerinin içine kendi gizli imzasını atıyor. Bir saray iklimcisi olan Bekiroğlu, aşkla yazıyor.

Doğu ve batı edebiyatlarını çok iyi biliyor ve yansıtıyor. Dağarcığında azat ettiği kelimeleri okuyucusunu onda tutuklu kılıyor.

Okuyucusunu, eserlerine verdiği zamana ve kendisine “Helal olsun” dedirten bir yetenek.

ESERLERİ;

Nun Masalları (Nun baskısı 1997), Şair Nigâr Hanım (1998), Halide Edib Adıvar (1999), Mor Mürekkep (1999), Yusuf ile Züleyha (2000), Mavi Lâle (2001), İsimle Ateş Arasında ( 2002), Cümle Kapısı (2003) TYB Deneme Ödülü, Cam Irmağı Taş Gemi (2006) TYB Hikâye Ödülü.

A.VAHAP DAĞKILIÇ.13/01/2009 BURSA.

Yorum yapın

Henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar RSS Geri İzleme Tanımlayıcısı URI

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

  • Bu aşk şarkısı, yüreğindeki tüm mahkûm zincirleri kırıp, bakışlarının önüne soğuk bir namlu yerleştirip, alnını ona dayayanların hakkıdır. O alın sende yoksa, var türkünü söyle…..

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.